İşte Başbakan Erdoğan'ın konuşmasının TAM METNİ

30.09.2012 - 15:11

AK Parti'nin 4. Olağan Büyük Kongresi'nde, katılanlara seslenmek üzere sloganlar ve alkışlar arasında podyuma çıkan Erdoğan, konuşmasına Sezai Karakoç'un, 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' şiirinden bir bölüm okuyarak başladı.



Erdoğan, 'Sevgili, en sevgili, ey sevgili,

Uzatma dünya sürgünümü benim,

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır

Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili, en sevgili, ey sevgili.' dizelerini okudu.

Erdoğan'ın şiiri okuduğu sırada, salondaki bazı partililerin gözyaşlarını tutamadıkları görüldü. Şiiri okurken Erdoğan da duygulandı.

-'Nefes alıp veren her kardeşimi selamlıyorum'-

Salonda, Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden, 81 ilinden tüm renklerin, çiçeklerin, 75 milyonun bulunduğunu söyleyen Erdoğan, bu salonda Ortadoğu'dan Balkanlar'a, Kuzey Afrika'dan, Asya'ya, büyük bir kardeşlik ve dostluğun bir arada olduğunu kaydetti.

Dünyanın kalbinin de salonda attığını ifade eden Erdoğan, salondaki heyecanla, tüm Türkiye'yi, 75 milyon aziz milleti en kalbi duygularıyla selamladığını dile getirdi.

Erdoğan, 'Edirne'nin Meriç ilçesi Akıncılar köyünden, Kars'ın Digor ilçesi Uzunkaya köyüne, Muğla'nın Datça ilçesi Cumali köyünden Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Yaylapınar köyüne kadar, Sinop'tan Mersin'e, Van'dan İzmir'e kadar bu aziz vatan toprağı üzerinde nefes alıp veren her bir kardeşimi gönülden selamlıyorum' diye konuştu.

Bakü, Lefkoşa, Saraybosna, Üsküp, Gümülcine, Süleymaniye, Kabil, İslamabad, Darüsselam, Mogadişu, Kahire, Gazze ve Ramallah'a selam gönderdiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

'Bugün buradan, Suriye'nin bütün kahramanlarını saygıyla selamlıyorum. Dera'ya, İdlip'e, Rakka'ya, Halep'e, Şam'a, orada bağımsızlık mücadelesi veren, insanlık mücadelesi veren kardeşlerime yürekten selam gönderiyorum. Bu muhteşem salondan, insanlığa bir anıt gibi yükselen Kudüs'ü hasretle selamlıyorum. Bu muhteşem salondan, sevgililer sevgilisinin şehri Medine'yi, kıblemiz Mekke'yi hürmetle selamlıyorum. Avustralya'dan Brezilya'ya, Japonya'dan Kanada'ya kadar yeryüzündeki tüm dost başkentlere, tüm dost halka, Türkiye'nin dostluk, kardeşlik, dayanışma mesajlarını iletiyorum.'

Başbakan Erdoğan, kongreye katılarak heyecanlarını ve coşkularını paylaşan yabancı ülke konuklarını tek tek selamlayarak, teşekkür etti.

-'Necip Fazıl'ın, Nazım Hikmet'in, Sezai Karakoç'un dizelerinin aktığı çeşme'-

Konuşmasına ceketini çıkararak devam eden Erdoğan, AK Parti teşkilatında görev yapmış, ancak ahirete intikal etmiş kardeşlerini rahmetle ve minnet yad ettiğini belirtti.

Kadın kollarını selamladığını ifade eden Erdoğan, 'Terken Hatun'un, Nilüfer Hatun'un, Hayme Ana'nın, Nene Hatun'un ve Halime Çavuş'un yol arkadaşları, gönüldaşları, onlar kadar yürekleri millet sevdasıyla çarpan hanım kardeşlerimi selamlıyorum' dedi. Kadın kollarının, Anadolu'yu, Trakya'yı bir anne şefkati ve hanım nezaketiyle adeta bir oya, bir nakış gibi işlediğini anlatan Erdoğan, kadın kolları üyelerinin kapı kapı dolaşarak fakir fukaranın, garip gurebanın dertleriyle hemhal olduklarını söyledi.

Gençleri unutmanın da mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, daha yola çıkarken gençlere büyük bir itimatla bağlandığını vurguladı. Yola çıkarken, Arif Nihat Asya'nın 'Fetih Marşı' şiirinden dizelerle seslendiğini hatırlatan Erdoğan, 'Sizlerle gurur duyuyoruz. Bu hareket, en çok sizlerin omuzlarında yükseldi gençler. Dava taşını gediğine sizler koydunuz. Genç yaşınıza rağmen, binbir başlı kartalı sizler taşıdınız. Sizlere her zaman inandım, her zaman güvendim. Çünkü sizler, kökü mazide olan atinin mensuplarısınız' diye konuştu.

Gençlerin, Ahmet Yesevi'nin öğütlerinin, Hacı Bektaşı Veli ve Hacı Bayramı Veli'nin tavsiyelerinin, Şeyh Edebali, Akşemseddin, Molla Gürani, Türkçe'nin sultanı Yunus Emre, Kürtçe'nin Sultanı Ahmedi Hani ve gönüllerin sultanı Mevlana Celaleddin Rumi'nin satırlarının aktığı bir çeşmeden beslendiğini belirten Erdoğan, 'Siz, Fuzuli'nin, Mehmet Akif'in, Necip Fazıl'ın, Nazım Hikmet'in, Sezai Karakoç'un dizelerinin aktığı o çeşmelerden gönül dünyanızı beslediniz' dedi.

-Şehitlere ve gazilere selam-

'Sınır karakollarında gözünü değil, gönlünü namlunun ucuna koyarak vatanının nöbetini tutarak genç Mehmedleri, Mehmetçikleri, askerimizi, polisimizi, özellikle selamlıyorum' diyen Erdoğan, Saraybosna, Kosova, Lübnan ve Afganistan'da Türkiye'nin mertliğinin, yiğitliğinin, kadirşinaslığının, barışa olan sevdasının neferleri olan Mehmedleri selamladığını ifade etti. Nurlarıyla geleceği, ışıklarıyla yolu aydınlatan tüm şehitleri ve gazileri de selamladığını, onlara minnet hissiyatını ifade etmekte kelimelerin kifayetsiz kaldığını dile getiren Erdoğan, Mehmet Akif'in 'Çanakkale Şehitlerine' şiirinden dizeler okudu.

Tüm şehitlerin eli öpülesi anne ve babalarını da selamladığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

'Şehitlerimizin tüm annelerine, babalarına, şehitlerimizin geride kalanlarına diyorum ki o şehitler kanlarıyla vatan toprağını sulayıncaya kadar sizlerin yavrularıydı. Onlar şimdi bizim yavrularımız. Onlar şimdi bu milletin evlatları. Buradan bir kez daha söz veriyorum, şehitlerimizin hatırasını asla yere düşürmeyeceğiz. Şehitlerimiz karşısında asla mahcup olmayacağız. Şehitlerimizden aldığımız mirası, onlardan devraldığımız emaneti namusumuz, şerefimiz onurumuz bilecek, şehitlerimizin yüzüsuyu hürmetine, canımız pahasına, vatan için, millet için çalışmaya devam edeceğiz.'

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz AK Parti olarak bu büyük çınarın kollarından biriyiz. Bizim yolumuz Sultan Alparslan'ın, Melik Şah'ın, Kılıçarslan'ın yoludur. Bizim yolumuz Osmangazi'nin, Fatih Sultan Mehmet'in, Sultan Süleyman'ın, Yavuz Sultan Selim'in yoludur. Bizim yolumuz Gazi Mustafa Kemal'in, merhum Adnan Menderes'in, merhum Turgut Özal'ın, merhum Necmettin Erbakan'ın yoludur. Yani bizim yolumuz, sevginin, kardeşliğin, tevazunun, kucaklamanın, birleştirmenin yoludur' dedi.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'nden yaptığı konuşmada, bundan yaklaşık 11 yıl önce AK Parti'yi kurarken uzun soluklu bir mücadelenin içine girdiklerini söyledi.

AK Parti'nin mücadelesinin bir medeniyet, adalet ve kalkınma mücadelesi olduğunu ifade eden Erdoğan, yeni yüzlerle, yeni bir heyecanla ve coşkuyla kurulduklarını, ancak binlerce yıllık tarihin birikimini, tecrübesini, ruhunu ve ilhamını taşıdıklarını söyledi.

Erdoğan, 26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan'ın Malazgirt Ovası'nda ordusuna, 'Ey kumandanlarım, ey askerlerim, bütün Müslümanların mimberlerde bizim için dua ettiği şu saatlerde kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım ya şehit olur cennete giderim askerlerim. İşte atımın kuyruğunu bağladım. Bir nefer gibi savaşa gireceğim. Üzerimde sultanlığa dair hiçbir alamet yoktur. Şehit olursam üzerimdeki şu beyaz elbise kefenim olsun kardeşlerim. Benimle birlikte savaşmakta ya da benden ayrılmakta serbestsiniz. Ya Rabbim sana tevekkül ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin için harbe gidiyorum. Allah'tan başka sultan yoktur. Emir ve kader onun elindedir' diye seslendiğini aktararak, şöyle devam etti:

'İşte bu inanmışlıkla, bu adanmışlıkla, bu azamet ve bu tevazuyla savaşa giren Sultan Alparslan yüzlerce yıl sürecek bir medeniyetin, bir sevgi medeniyetinin de kapılarını araladı. O sevgi medeniyeti Osman Gazi'nin ellerinde bir filize, o filiz bir fidana, o fidan göklere dal, budak salan toprağın, denizlerin, yüzünü kaplayan Kafkas Dağlarından Alpleri, Fırat, Dicle'den coşkun Tuna'yı kavrayan büyük bir çınara dönüştü. Bu büyük çınarın, Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet Devleti hep bu çınarın gölgesinde kan dökmeden, sevgiyle, barışla hep geleceğe yürüdüler. Bu çınarın gölgesinde ayrım yoktur, bu çınarın gölgesinde ayrımcılık yoktur, bu çınarın gölgesinde zulüm yoktur, baskı yoktur, ötekileştirme yoktur. Bu görkemli çınarın gölgesinde Süleymaniye vardır, Selimiye vardır. Bu büyük çınarın gölgesinde Mostar Köprüsü vardır, Drina Köprüsü vardır. Bu çınarın gölgesinde kervansaraylar, sebiller, medreseler, vakıflar vardır. Bu çınar kılıcın değil, silahın değil, sevginin, kardeşliğin, kalemin gücüne inanan, bilgisayarın tuşlarına inanan bir medeniyet çınarıdır.

İşte biz AK Parti olarak bu büyük çınarın kollarından biriyiz. Bizim yolumuz Sultan Alparslan'ın, Melik Şah'ın, Kılıçarslan'ın yoludur. Bizim yolumuz Osmangazi'nin, Fatih Sultan Mehmet'in, Sultan Süleyman'ın, Yavuz Sultan Selim'in yoludur. Bizim yolumuz Gazi Mustafa Kemal'in, merhum Adnan Menderes'in, merhum Turgut Özal'ın, merhum Necmettin Erbakan'ın yoludur. Yani bizim yolumuz, sevginin, kardeşliğin, tevazunun, kucaklamanın, birleştirmenin yoludur.'

-'Yeni hedef 2071'-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, 'Büyük millet, büyük güç, hedef 2023' sloganını tekrarlayarak, bugün yeni bir hedef daha ortaya koyduklarını söyledi. Erdoğan, '2023 hedefinden sonra inşallah, Cumhuriyetimizin 100. yılının dışında bir hedefimiz daha var. O da bu kuruluşun 1000. yılı olacak, hedef 2071 gençler. Rabbim lütfederse bizler 2023'ü, inşallah sizler de 2071'i inşa edeceksiniz' dedi.

Sultan Alparslan'ın şehit olurken söylediği, 'Daha bir kaç gün önce yüksek bir yerden orduma bakıyordum. Ayaklarımın altındaki toprağın azametimden titrediğini hissettim. Dünyanın hakimi benim, kim benimle boy ölçüşebilir diye kendi kendimle konuştum. Rabbim bana insanların en sefilini gönderdi. Savaşta yenilmiş bir esir, mahkum. Benden güçlü çıktı. Hançeriyle beni devirdi. Beni tahtımdan, beni canımdan etti...' sözlerinin her zaman kulaklarında küpe olduğunu belirten Erdoğan, azamet, kibir ve gururun yanıltıcı olduğunu, yeryüzünde kibirle, böbürlenerek yürüyenlerin her zaman kaybettiğini ifade etti.

Erdoğan, 'Diyor ki Şeyh Edebali, 'insanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. En büyük zafer nefsini yani kendini tanımaktır'. Diyor ki Şeyh Edebali, 'Ey Osman geçmişini iyi bil ki geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın'. Nereden geldiğimizi unutmadık, nereye yürüdüğümüzü de bir an olsun hatırımızdan çıkarmıyoruz. Bu büyük dava çınarının bütün köklerinin, bütün dallarının nasihatlerini kulağımızda küpe yapıyoruz' diye konuştu.

Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan, dünyayı titreten Endülüs Devleti'nin sarayına nakşedilmiş kudretli sultanların her an gözünün önündeki 'Allah'tan başka zafer sahibi yoktur' sözlerini de her zaman kulaklarında küpe, kalplerinde nişane olarak taşıdıklarını söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her türlü yaşam tarzının teminatları altında olduğunu belirterek, 'Yüzde 99'la bile iktidar olsak, yüzde 1'in hakkını, hukukunu, tercihlerini korumak, bizim boynumuzun borcu olarak kalacaktır' dedi.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, AK Parti teşkilatı olarak yola milletin hayır dualarıyla çıktıklarını ifade etti. Salı günü vefat eden 'Anadolu'nun gönül dağı' Neşet Ertaş'ın 'Dost elinden gel olmazsa varılmaz/Rızasız bahçenin gülü derilmez/Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez/Gönülden gönüle gider yol gizli gizli' dizelerini anımsatan Erdoğan, 'İşte biz Neşet Ertaş ustanın Mevlana'dan, Yunus Emre'den, Hacı Bektaş-ı Veli'den temaruz ettiği o gönül rızasını alarak, gönülden gönüle köprüler kurarak, gönülleri fethetmek sevdasıyla bu yola çıktık' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, AK Parti'nin 3 Kasım 2002'de parlamentonun 3'te 2'sini kazandığı, 28 Mart 2004'te yüzde 42, 22 Temmuz 2007'de yüzde 47 ile elde ettiği zaferlerin AK Parti'nin değil yoksulların, gariplerin, 'Yeter artık, söz de karar da milletindir' diyenlerin başarısı; 21 Ekim 2007, 12 Eylül 2010'daki halk oylamasında elde edilen yüksek oranların ve son olarak 12 Haziran 2011'de elde edilen zaferlerin AK Parti kadar milletin haykırışı ve dünya üzerindeki tüm mazlumların zaferleri olduğunu vurguladı.

AK Parti'nin sadece oy verenlerin iktidarı olmadığının ve bundan sonra da olmayacağının altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

'Biz kendisine oy verenlerin muhabbetiyle, onların teveccühüyle yetinenlerin değil biz Türkiye partisiyiz. Biz Türkiye'nin, 75 milyonun partisiyiz. Biz Türkün, Kürdün, Arabın, Lazın, Romanın, Çerkezin, Tatarın, Boşnağın yani herkesin partisiyiz. Biz Van'ın, Diyarbakır'ın, Çankırı'nın, Eskişehir'in, Aydın'ın, İzmir'in, Edirne'nin, Sinop'un, Hatay'ın, Konya'nın, Kayseri'nin, 780 bin kilometrekarenin partisiyiz. Biz yola çıkarken etnik, bölgesel, dini milliyetçilik yapmayacağız dedik. Her türlü ayrımcılığı reddeden, 75 milyon insanımızın tamamını kucaklayan bir anlayışla yola çıktık. Türkiye'nin ortak paydasının bütün kimlikleri taşıyacak kadar güçlü olduğuna inanıyorduk. Bu amaçla hiçbir komplekse kapılmadan demokrasi ve özgürlükler yolunda atılması gereken ne kadar adım varsa hepsini birer birer attık.

10 yıl boyunca hiç kimsenin hayat tarzına karışmadık, hiçbir baskının arkasında, yanında, tarafında olmadık. Tam tersine, herkesin hayat tarzına her zaman saygı duyduk, her zaman garanti altına aldık. Biz imtiyazlara dokunurken, imtiyazlarla en güçlü şekilde mücadele ederken, seçme özgürlüğünü olabildiğince genişleten bir parti olduk.'

AK Parti'nin kurulduğu 14 Ağustos 2001'in öncesi ve sonrasında Anadolu'nun köy, kent ve beldelerine yaptıkları ziyaretlerde ayağında çarığı olmayan çocukların gözlerindeki ışığı, geçecekleri yollarda üzerlerinde yamalı elbiseleriyle saatlerce büyük bir umutla bekleşen yaşlı nineleri, muhabbet ve umutla sarılan yaşlı amcaları, bütün olumsuzluklara rağmen gönüllerindeki umudu zor muhafaza etmeye çalışan gençleri gördüklerini anlatan Erdoğan, 'Onlar bizden gelip geçici değil, köklü çözümler bekliyorlardı. Gazi Mustafa Kemal'in başlattığı ama bizzat yakın arkadaşları tarafından inkıtaya uğratılan anlayışın, hoşgörünün demokrasinin, özgürlüklerin Türkiye'ye hakim kılınmasını istiyorlardı. Merhum Adnan Menderes'in talihsizce ve zalimce idam edilmesiyle yarım kalan reformların devam ettirilmesini istiyorlardı' diye konuştu.

Ana muhalefet partisinin bütün darbelerin ya fiilen ya da fikren içinde olduğunu söyleyen Erdoğan, 'Ana muhalefet partisinin içinde olmadığı bir darbe yoktur' ifadelerini kullandı.

Anadolu'daki ziyaretlerinde milletin merhum Turgut Özal ile başlayan reformların devam ettirilmesini, Türkiye'nin kronik sorunlarını çözmesini, ülkeyi hak ettiği yere yükseltmesini istediğini; 3-5 yılın hasretini değil 100 yılların özlemini, Osmanlı Devleti'nin bakiyesi üzerine kurulmuş muhteşem bir medeniyet ruhunu talep ettiğini gördüklerini belirten Erdoğan, 'İşte AK Parti 1920'deki Türkiye Büyük Millet Meclisi ruhunu, 1923'teki kuruluş ruhunu bugüne taşıyan partidir. AK Parti, kuruluş ruhuna tamamen aykırı şekilde otoriterleşen, militarist rejimi demokrasiyle buluşturan, kucaklaştıran bir partidir. AK Parti Türkiye'yi tarihin akışıyla örtüşen şekilde tabii mecrasına sevkeden partidir. AK Parti Türkiye'yi normalleştiren partidir. AK Parti tedirginlikleri bertaraf eden, refahı, adaleti, özgürlükleri, hakkı ve hukuku kendisine şiar edinmiş bir partidir. AK Parti kurulduğu gün olduğu gibi, bugün de umudun, güvenin istikrarın partisidir' dedi.

Her türlü yaşam tarzının teminatları altında olduğunu vurgulayan Erdoğan, 'Yüzde 99'la bile iktidar olsak yüzde 1'in hakkını, hukukunu, tercihlerini korumak, bizim boynumuzun borcu olarak kalacaktır' şeklinde konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti ile Türkiye'de darbeler döneminin kapandığını belirterek, 'İnşallah sizlerin demokrasiye sahip çıkmanızla, Allah'ın izniyle bu ülkeye darbeler dönemi geri gelmeyecek. Şunu herkes bilsin: Demokrasiye müdahale eden, müdahale girişiminde bulunan herkes milletin mahkemelerine çıkacak, orada millete hesabını verecektir' dedi.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, milletin ekmeğinden artırarak kurduğu imam hatip okullarını, Kur'an-ı Kerim öğrenmenin, Siyer-i Nebi öğrenmenin, başörtülü kız öğrencilerin okullara özgürce gitmesinin, özgürce eğitim görmesinin yolunu açtıklarını belirtti.

Erdoğan, AK Parti olarak, milleti en tabii haklarıyla, özgürlükleriyle, özellikle de tercih özgürlüğüyle buluşturduklarını ifade ederek, şunları kaydetti:

'Biz, dayatma yapmıyoruz, dayatmalara karşı çıkıyoruz. Biz, milletin fıtratına aykırı girişimlerde bulunmuyoruz, böyle girişimlerde bulunanların karşısında duruyoruz. Biz, kimseye yaşam tarzı dayatmıyoruz, kendi yaşam tarzını dayatanlara rağmen normalleşmeyi sağlıyoruz. Kendisini sur olarak, hakim olarak görenlerin, horladığı, dışladığı kesimleri özgürleştiriyor, eşit vatandaşlık anlayışını tesis ediyoruz. Devletin hücrelerine kadar sirayet etmiş çetelerle mücadele ettik, ediyoruz. Bütün tehditlere, engellemelere, bütün karanlık senaryolara rağmen bu milletin enerjisini tüketen asalaklarla kıyasıya mücadele verdik, bu mücadelemizi sürdürüyoruz. Siyasetin üzerinde bir korku unsuru olarak duran müdahalelere geçit vermedik, vermeyeceğiz. Hatta o müdahalelerle yüzleştik, o müdahalelere hesap sorduk, hesap sormanın önünü açtık. İşte bugün de hesap soruyoruz.

Sevgili gençler, sevgili kardeşlerim, bugün 20-25 yaşın altında olan gençler belki AK Parti öncesi Türkiye'nin manzarasını hatırlamıyor olabilir. Bu ülkede özgürlüklerin nasıl kısıtlandığını, bu ülkede demokrasinin nasıl geri kaldığını, bu ülkede güvenin, istikrarın nasıl tesis edilemediğini, yamalı bohça gibi koalisyonları, korkuları, tehditleri, yasakları hatırlamıyor olabilir. Biz, 2002 yılında Türkiye'yi çok zor bir süreçte devraldık. 10 yıl boyunca yaptığımız reformlarla devlet ile millet arasındaki mesafeyi ortadan kaldırdık, demokrasinin standartlarını yükselttik. Biz, politikaya itibar, ekonomiye güven ve istikrar kazandırdık.

İşte gençler, sizden gençler olarak, tıpkı bizler gibi sizler de bu ülkeyi, sizler de bu milleti, bu reformları, özellikle de demokrasiyi çok daha ileriye taşıyacaksınız, milli iradeye sizler sahip çıkacaksınız. Bu ülkenin, geçmişte defalarca olduğu gibi, geriye gitmesine asla göz yummayacaksınız. Tıpkı bizim gibi sizler de çetelere geçit vermeyeceksiniz. Bizler gibi sizler de demokrasiye müdahale girişimlerine geçit vermeyeceksiniz. Cesur olacaksınız, kararlı olacaksınız, arkanıza milleti alacaksınız, böyle yürüyeceksiniz. Sizlere inanıyorum.'

Erdoğan, Allah'ın inayetiyle Türkiye'ye yeniden çetelerin sirayet edemeyeceğini vurgulayarak, şöyle dedi:

'Bu ülkede milli iradenin üzerine ipotek konamayacak. Bu ülkede vesayet, statüko kendisine zemin bulamayacak. AK Parti ile bu ülkede darbeler dönemi kapanmıştır. İnşallah sizlerin demokrasiye sahip çıkmanızla, Allah'ın izniyle bu ülkeye darbeler dönemi geri gelmeyecek. Şunu herkes bilsin: Demokrasiye müdahale eden, müdahale girişiminde bulunan herkes milletin mahkemelerine çıkacak, orada millete hesabını verecektir.'

-Erdoğan'ın konuşması arasında Aşık Veysel'in türküsü dinletildi-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, AK Parti'yi kurarken ve 3 Kasım seçimlerine girerken seçim beyannamelerinde Türkiye'nin kronik sorunlarını tespit ettiklerini ve çözüm önerilerini sunduklarını anımsatarak, 'Türkiye'nin meselelerini nasıl çözeceğimizi, hangi usullerle, hangi takvim çerçevesinde çözeceğimizi milletimize ilan ettik. Çok şükür 10 yıllık iktidarımız süresince Türkiye'nin pek çok meselesini çözdük. On yıllardır, hatta bazıları yüzyıllardır devam eden sorunlara cesaretle neşter vurduk. Kararlı, cesur reformlarla birçok sorunu Türkiye'nin gündeminden çıkardık' dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin her sorununu çözdükleri iddiasında olmadıklarına işaret ederek, konuşmasına Aşık Veysel'in 'Uzun İnce Bir Yoldayım' türküsünün mısralarıyla sürdürdü. Daha sonra, Aşık Veysel'in kendi sesinden türkü dinletildi. Salondakiler de şarkıya alkışla tempo tutarak katıldı.

Eserin dinletilmesinin ardından Aşık Veysel'i rahmetle anan Erdoğan, 'Biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Onun için gideceğiz gündüz gece' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Biz tıpkı Malazgirt Ovası'ndaki Sultan Alparslan gibi kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Biz tıpkı merhum Özal gibi 'Allah'ın verdiği canı sadece Allah alır' diyerek, buna inanarak bu yola çıktık. Biz beyaz gömleğimizi, kefenimizi giyerek bu yola çıktık' dedi.

AK Parti 4. Olağan Büyük Kongresi'nde konuşan Erdoğan, çoğunluğun azınlığa hükmetmesine sonuna kadar karşı çıktıklarını ve karşı çıkmaya devam ettiklerini belirterek, azınlığın da çoğunluğa hükmetmesine, azınlığın çoğunluğu tahakküm altına almasına da müsaade etmediklerini ve etmeyeceklerini söyledi.

Erdoğan, 1940'lı yıllar boyunca Türkiye'de millete, milletin değerlerine ve kutsallarına karşı aleni bir savaş yürütüldüğünü ifade ederek, 'Bu ülkede camilerin kapılarına kilit vuruldu. Camiler, ahıra, depoya, müzeye çevrildi. Kur'an-ı Kerim'i öğrenmek de öğretmek de okumak da yasaklandı. Ezan aslına mugayir bir şekle çevrildi. Kim? Bu CHP zihniyeti tarafından... İnsanların her türlü özgürlüklerine kısıtlama getirildi. Sakal bıyıktan, giyim kuşama kadar standart bir insan tipi, standart bir kafa yapısı inşa edilmek istendi. Bazı vatandaşları makbul görülürken, bazılarına tehdit yaftası yapıştırıldı' diye konuştu.

'Merhum Adnan Menderes'in tersine çevirdiği bu süreç, 1960 müdahalesi ile maalesef rejimin hücrelerine, rejimin genlerine kadar işledi' ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

'1960'ta askeri müdahaleyi yapanlar, merhum Adnan Menderes'i idam edenler, adeta sonraki başbakanlara şu mesajı verdiler; 'Eğer devlet ile millet arasındaki mesafeyi kapatırsanız, sonunun işte böyle olur'. Kardeşlerim şu andaki CHP var ya, o bile aynen şunu söyledi. 'Siz de yoksa akıbetinizin Menderes gibi olmasını mı istiyorsunuz?

Partimizin kapatılması süreciyle alakalı 335-336 milletvekili ile parlamentodayız, CHP'nin Genel Başkanı çıktı, şunu söyledi; 'Hamdolsun ki Ankara'da yargıçlar var, yargı var'. AK Parti kapatılacak, temenni bu. Bunların cemaziyelevvelini iyi biliriz.

O Menderes ezanı aslına döndürdüğünde Anadolu'nun her köşesinde insanlar hüngür hüngür ağladılar. O Menderes camilerin kapılarındaki kilitleri söktüğünde insanlar o camilerde şükür namazlarını kıldılar. O Menderes, Kur'an'ın öğretilmesinin, Hazreti Peygamberin hayatının öğretilmesinin önünü açtığında millet sevinç gözyaşları içinde mushaflarıyla hasret giderdi.'

-'Değişimin odağına temel hak ve özgürlükleri yerleştirdik'-

Menderes ile başlayan, milleti ve milletin değerlerini esas bu anlayışla siyaset yaptıklarını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

'Onun için kendimize muhafazakar demokrat dedik. Kendimizi böyle tanımladık. Biz her türlü otoriterleşmeye karşı, sınırlı iktidarı, halkın tercihleri ile belirlenmiş iktidarı savunduk. Değişimin, toplum mühendislerinin, dış mahreçli teorisyenlerin tasallutundan çıkartıp halkın kendi doğal talepleriyle şekillenen bir süreç olması gerektiğini ifade ettik. Değişimin odağına temel hak ve özgürlükleri yerleştirdik.

Demokratik siyasetin kendi medeniyetimizin değerleri ile referansları ile yapılabileceğini gösterdik. Uzlaşma kültürü içinde farklılıkların dile getirilmesinin, hoşgörü zemininde bir siyasi iklim oluşmasına katkı sağlayacağına inandık. Hukuk devleti ilkesinin, sadece lafzi olarak değil, fiilen ve tam anlamıyla hakim kılınması gerektiğini haykırdık. Devletin siyasi alanda topluma ideoloji dayatan, insanları tek tipleştirmeye çalışan bir mekanizma olmaktan çıkıp hak ve özgürlükleri garanti altına alan bir yapı haline dönüşmesi gerektiğini belirttik.'

Erdoğan, 'Biz hiçbir zaman 'biz ve diğerleri' anlayışına prim vermedik. Tam tersine her çalışmamızda 75 milyonun tamamını kucaklamak için elimizden geleni yaptık. Siyaset yaparken de Hükümet icraatlarımızda da ilkelerimizden sapmadık. Popülizme asla tevessül etmedik. Kıbrıs'tan Ermeni meselesine, ekonomiden teröre kadar her konuda ayrıntılara, münferit hususlara değil, meselelerin bütününe baktık, bu doğrultuda çözümler ürettik' dedi.

İç ve dış önlerine çıkan tüm sorun alanlarında daima muhafazakar demokrat siyaset anlayışına uygun davrandıklarını ve davranmaya devam ettiklerini belirten Erdoğan, halkı Müslüman olan bir ülkede demokrasinin en iyi ve ileri şekilde yaşatılabileceğini, içeride ve dışarıda herkese gösterdiklerini vurguladı.

-'Biz çetelerden korkmadık, tehditlere boyun eğmedik'-

Ortaya koydukları bu anlayışın, Türkiye'nin sınırlarını aştığını, bütün Müslüman ülkeler için adeta örnek haline geldiğini ifade eden Erdoğan, 'Biz tıpkı Malazgirt Ovası'ndaki Sultan Alparslan gibi kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Biz tıpkı merhum Özal gibi 'Allah'ın verdiği canı sadece Allah alır' diyerek, buna inanarak bu yola çıktık. Biz beyaz gömleğimizi, kefenimizi giyerek bu yola çıktık' ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

'Biz çetelerden korkmadık, tehditlere boyun eğmedik. Milletin bize tevdi ettiği emanete canımız pahasına sahip çıktık, sahip çıkıyoruz. AK Parti ile birlikte siyaset artık ikbal kapısı değil, millete hizmetin vasıtasıdır. Milletin önünde cereyan etmeyen, milleti hesaba katmayan, seçkinci, statükocu, vesayetçi eski siyaset, AK Parti ile bizzat millet tarafından tasfiye edilmiştir.

Bugün artık siyasetin sahibi millettir, sizsiniz. Siyaset AK Parti ile itibar kazanmış, sorun çözme yeteneği, millete hizmet etme kabiliyetine kavuşmuştur.

Şeyh Edebali'nin bir başka muhteşem öğüdü kulağımızda küpedir, rehberimizdir, yolumuzun ışığıdır. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'. Devlet, kerameti, meşruiyeti kendinden menkul, millete rağmen varlık kazanan, milletten bağımsız bir yapı asla değildir. Devlet ile millet arasında asla ve asla mesafe olamaz. Büyük devlet milleti ile var olan devlettir. Büyük devlet, milleti ile el ele olan devlettir. Büyük devlet, milletinin hukukunu koruyan, adaleti sağlayan, hürriyeti hakim kılan devlettir.'

Erdoğan, 'Hiç kimse devletin bekasını bahane ederek hukukun dışına çıkamaz. Hiç kimse iç düşmanlar ihdas ederek milletin ve bireyin hukukunu çiğneyemez. Bu ülkede artık hiç kimse sırtını devlete dayayıp işkence yapamaz, faili meçhullerin üzerini örtemez, hakkı hukuku çiğneyemez. Hiçbir memur, hiçbir bürokrat, hiçbir siyasetçi benim vatandaşıma tepeden bakamaz, üstten konuşamaz, kendisine kutsallık izafe edemez. Milletin fertleri arasında ayrımcılığı elimizin tersi ile ittik. Makbul vatandaş, tehlikeli vatandaş ayrımını ortadan kaldırdık' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de terörün piyasasının oluştuğunu belirterek, 'Terörün siyaset alınıp siyaset satılan, kan alınıp kan satılan, can alınıp can satılan bir piyasası oluşmuştur. Terör maalesef sadece dışarıdan, sadece Türkiye düşmanı çevrelerden değil, hiç kimse kusura bakmasın, bu kanlı piyasadan rant sağlayan içerideki çevrelerden de destek alıyor' dedi.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada bir yandan terörle kararlı şekilde mücadele ederken eş zamanlı olarak terörü doğuran ve besleyen, terörün istismar ettiği sorunların üzerine de kararlılıkla gittiklerini vurguladı.

Demokratikleşme mücadelesinde de terörle mücadelede de 10 yıl boyunca yalnız bırakıldıklarını ve engellerle karşılaştıklarını kaydeden Erdoğan, bunları bahane olarak görmediklerini, milletin arkalarında olduğunu söyleyerek tek bir geri adım atmadan terörle mücadeleyi sürdürdüklerine işaret etti.

'Biz bu meseleyi çözeceğiz', 'Biz anaların, babaların göz yaşını dindireceğiz' dediklerini anımsatan Erdoğan, 'Yalnız kalmamıza, engellenmemize, tüm tahriklere, tüm provokasyonlara rağmen yolumuzda kararlılıkla ilerledik' dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Açık konuşuyorum; Türkiye'de maalesef terörün bir piyasası oluşmuştur. Terörün siyaset alınıp siyaset satılan bir piyasası oluşmuş. Terörün kan alınıp kan satılan, can alınıp can satılan bir piyasası oluşmuştur. Terörün silah ticareti ve kaçakçılık üzerinden bir piyasası oluşmuştur. Terör maalesef sadece dışarıdan, sadece Türkiye düşmanı çevrelerden değil, hiç kimse kusura bakmasın, bu kanlı piyasadan rant sağlayan içerideki çevrelerden de destek alıyor.

Terör, milli iradenin hasımlarından destek alıyor. Terör, devletin derinlerine sirayet etmiş çetelerden destek alıyor. Terör, kendi şahsi hesaplarının peşine düşen kimi siyasetçilerden kimi medyadan kimi çevrelerden destek alıyor. Terör bittiğinde siyaseti de bitecek olanlar, terör bittiğinde rantı da bitecek olanlar, terörle mücadelede asla yanımızda olmadılar.

İktidar hayali kuran partiler, seçim meydanlarında fikirleri, projeleriyle hükümeti yıpratmak yerine terör üzerinden hükümeti yıpratmak gibi insanlık dışı, vicdan dışı yollara tevessül ettiler ve hala devam ediyorlar.

İşte görüyorsunuz; bu ülkenin ana muhalefet partisi terör örgütünün servis ettiği belgelerle, terör örgütünün diliyle, terör örgütünün üslubuyla konuşabiliyor. Bölücü terör örgütünü Sosyalist Enternasyonal'de Filistinli direnişçilerle bir görecek kadar bir zilletin içerisinde bunlar.

Bir yanda şehitleri istismar eden bir parti, bir yanda terör örgütünün kuklası haline gelmiş bir parti, bir yanda terör örgütünün parmağında oynattığı bir ana muhalefet partisi var.'

-'Biz hesaptan kaçınan bir iktidar değiliz'-

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun isteği üzerine 'terörü çözmek' için oturup konuştuklarını ifade eden Erdoğan, şunları anlattı:

'Kendilerine şunu söyledim; 'Sizin bu on maddeniz bir öneri mi yoksa tespit mi?'. İfade şu; 'Tespit'. 'Öneri değil, değil mi?' Tespit. 'Şimdi o zaman ben size bir teklif yapıyorum; siz MHP'yi falan bırakın. Arkadaşlarımıza talimatı verelim, bu arkadaşlarımız hemen çalışmaya başlasınlar. Çalışsınlar, nereden istifade edeceklerse etsinler. Üniversitelerden, stklardan, herkesle görüşsünler ve bizim önümüze bir rapor getirsinler. Bu raporun üzerinde bizler çalışalım. Yürütme olarak yapmamız gereken ne varsa biz AK Parti iktidarı olarak bunu yapmaya hazırız' dedik.

Yanındaki arkadaşlarından bir tanesi dedi ki; 'Bu iki ayda olacak iş değil'. Ne kadar gerekir, 'üç ayı bulur'. Tamam dedik, biz bekleyeceğiz. Üç ayı geçti arkadaşlar. Hala dönecekler. Şimdi ben buradan, ana muhalefete sesleniyorum, biz hazırız. Hazırsan arkadaşlarıma ben görevi verdim. Sizin grup başkanvekillerinizle, genel başkan yardımcılarınızla arkadaşlarım görüşecek. 'Evet' diyorsanız, oturup konuşacağız. Çünkü milleti aldatmaya hakkınız yok. Yapılabilecek bir şey var da eğer yapmıyorsak biz bunun hesabını her an veririz. Çünkü biz hesaptan kaçınan bir iktidar değiliz.

Bizim bağcıyla işimiz yok. Biz bu milletin üzümü yemesini istiyoruz. Buna vesile olabilirsek ne mutlu diyoruz. Çünkü biz gözü yaşlı anneler, gözü yaşlı babalar görmek istemiyoruz. Eğer samimiyseniz adımı beraber atalım diyoruz ve bunu buradan bu kongreden haykırıyorum, hatırlatıyorum, tüm milletim buna şahit olsun diyorum.'

-'Ankara'dan Güneydoğu'yu seyredenlerden değiliz'-

Son zamanlarda güvenlik güçlerine siyasetçiler ve medyadan bir saldırı olduğunu söyleyen Erdoğan, kendinin ve arkadaşlarının terörün estiği yerleri, Güneydoğu bölgesini çok iyi bildiklerini, Ankara'dan Güneydoğu'yu seyrendenlerden olmadıklarını vurguladı. Dağları görmüş siyasetçiler olduklarını, oradaki mücadelenin hangi koşullarda yapıldığını bildiklerine vurgu yapan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Şu anda askerimizle, polisimizle orada kıyasıya bir mücadele var. Biz güvenlik güçleriyle salt teröre karşı bir mücadele olmayacağını bilen bir iktidarız. Onun için Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi'ni ortaya koyduk, nice çalışmalardan sonra. Adına bakın, milli birlik ve kardeşlik. Bu ifadenin nesi kötü? Milli birlik istiyoruz, kardeşlik istiyoruz. Buna bile tahammül edemediler. Dediler ki 'Bunun içinde ihanet var, şu var, bu var' dediler. Bir şey gösterdikleri yok, söyleyecekler ya onu söylüyorlar. Ama biz bu projemizi devam ettiriyoruz.

Biz sadece güvenlik güçleriyle bunun olmadığını, olamayacağını bildiğimiz için, o olacak ama onun yanında diplomasi de olacak, onun yanında sosyo-ekonomik bütün adımları attık, psikolojik adımları attık. Sivil toplum kuruluşlarıyla mücadelemizi birlikte yürüttük. Biz sadece bu bölgeye 35 katrilyonu bulan yatırım yaptık. Okullarıyla, hastaneleriyle, yollarıyla, enerji santralleriyle aklınıza ne gelirse. Fakat bölücü terör örgütü orada atılan bütün adımların hep önünü kesmeye gayret etti. Müteahhitleri, mühendisleri kaçırdılar, iş makinelerini yaktılar.'

10 yıl önce Hakkari'de, Iğdır'da ve Şırnak'ta havaalanı yapılacağı söylense 'Olur mu canım, hadi canım sen de' denileceğini söyleyen Erdoğan, temeli 1994 yılında atılan Iğdır Havaalanı'nın inşaatını iki yılda tamamladıklarını ve açılışı yaptıklarını anlattı.

Yüksekova'da havaalanı inşaatına başlandığını ancak geçenlerde terör örgütü mensuplarının iş makinelerini yaktığını dile getiren Erdoğan, 'Yaksalar da biz yine yapacağız. Üzerine giderek yapacağız, inadına bu hizmeti gerçekleştireceğiz. Şırnak'ta da yapacağız, inadına yapacağız, inadına bu hizmeti gerçekleştireceğiz. Böyle üç beş tane teröriste Allah'ın izniyle bu vatan topraklarına, bu millete hizmeti ertelemeyeceğiz.'

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Terör örgütünün propagandasının etkisi altında kalmadan, terör örgütünün uzantısının propagandasının etkisi altında kalmadan her bir Kürt kardeşimin bir an olsun vicdanıyla baş başa kalıp düşünmesini istiyorum, Cumhuriyet tarihi boyunca kim, hangi hükümet bu kadar cesur adımlar atmıştır? Cumhuriyet tarihi boyunca kim hangi hükümet bu kadar samimi adımlar atmıştır?' dedi.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'ndeki konuşmada, terör örgütünün Kürtlere ağır bedeller ödettiğini belirtti.

Terör örgütünün Kürt gençlerini zorla dağa kaçırdığını, Kürt çocuklarını ölmeye ve öldürmeye programladığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

'Dikkat edin kaçırılanlar kimler? AK Parti'nin il başkanları, ilçe başkanları. Kaçırılanlar bunlar. Burası çok manidardır. Öldürülenler kimler? AK Parti'nin il başkan yardımcısı, AK Partili milletvekilinin kardeşi. Bunlar öldürülüyor, şehit ediliyor. Bölücü terör örgütünün ve uzantısının karşısında bölgede tek güç AK Parti. Bizi bu yıldıracak mı? Yıldırmayacak elbette. Bir ölürüz bin doğarız. Benim Kürt kardeşim şarkın sevgili sultanı, Kudüs'ün fatihi Selahattin Eyyübi'nin torunudur, bunların değil. Benim Kürt kardeşim İdris-i Bitlisi'nin, Ahmedi Hani'nin, Mela Ceziri'nin Fakiy Teyrani'nin torunudur, bunların değil. Benim Kürt kardeşimin başka ülkelerin, başka rejimlerin, Türkiye düşmanı çevrelerin taşeronu haline gelmiş bu eli kanlı terör örgütüyle hiçbir ortak yanı yoktur. Benim Kürt kardeşimin Kürtler'e bu kadar ağır bedeller ödeten, Kürt gençlerini zorla dağa kaçıran, Kürt çocuklarını ölmeye ve öldürmeye programlayan bu canilerle hiçbir duygu bağı kesinlikle yoktur.

Van depremi için Van'a gelmiş polisi şehit eden, Hakkari'de sabah namazına giden imamı şehit eden, bir polisi korkakça, alçakça, haince sırtından vuran, Kürt annelerini, Kürt kızlarını, sokak ortasında katledecek kadar canavarlaşmış, bu müsveddelerle benim Kürt kardeşimin hiçbir ilgisi, hiçbir ilişkisi yoktur.'

-'Özellikle Kürt kardeşlerime sesleniyorum...'

'Buradan, AK Parti'nin 4. Büyük Kongresi'nden özellikle Kürt kardeşlerime sesleniyorum' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

'Bize oy versin veya vermesin, bizi sevsin ya da sevmesin, bu topraklar üzerinde yaşayan her bir Kürt kardeşimin elini vicdanına koymasını ve bir an olsun vicdanıyla konuşmasını istiyorum.

Terör örgütünün propagandasının etkisi altında kalmadan, terör örgütünün uzantısının, propagandasının etkisi altında kalmadan her bir Kürt kardeşimin bir an olsun vicdanıyla baş başa kalıp düşünmesini istiyorum.

Cumhuriyet tarihi boyunca kim, hangi hükümet bu kadar cesur adımlar atmıştır? Cumhuriyet tarihi boyunca kim, hangi hükümet bu kadar samimi adımlar atmıştır? Cumhuriyet tarihi boyunca hangi dönemde kardeşlik için bu kadar çaba gösterilmiştir? Kürtlere karşı on yıllarca sürdürülen ret, inkar ve asimilasyon politikalarına AK Parti bu ülkede son vermiştir. 10 yılda 35 katrilyon tutarında yatırımı Doğu ve Güneydoğu'ya biz yaptık ve yılların, on yılların ihmaline biz son verdik. Yollarla, okullarla, hastanelerle, barajlarla, sulama kanallarıyla, kültür merkezleriyle, kütüphanelerle, adalet saraylarıyla, enerjide attığımız adımlarla AK Parti bölgenin çehresini değiştirmiştir. Duble yollarla bambaşka bir renk katmıştır. '

-'Kürtçe'nin öğretilmesinin önünü AK Parti açmıştır'-

Kürtçe'nin önündeki engelleri de AK Parti'nin kaldırdığını, TRT Şeş'i kurarak 24 saat Kürtçe yayına başlattığını hatırlatan Erdoğan, 'Annenin yavrusuyla Kürtçe konuşmasının önündeki engeli AK Parti açmıştır. Kürtçe'nin öğretilmesinin önünü AK Parti açmıştır. Olağanüstü hale AK Parti 'dur' demiştir. Yasakların, sınırlamaların, kısıtlamaların AK Parti'nin eliyle kaldırıldığını görüyorsunuz, AK Parti bütün bunları elinin tersiyle itmiştir' diye konuştu.

AK Parti'nin faili meçhullerin peşine düştüğünü dile getiren Erdoğan, 'AK Parti, Doğu ve Güneydoğu'yu tek parti zihniyetiyle, baskıcı, otoriter, faşizan bir zihniyetle kontrol etmek isteyen terör örgütüne karşı benim Kürt kardeşimin her türlü özgürlüğünü, samimiyetle savunan parti olmuştur' dedi.

'AK Parti, Kürt kardeşlerimin sorunlarının çözümü için son derece kararlı, son derece samimi adımlar atmış, hiçbir engele boyun eğmeden reformlarını gerçekleştirmiştir' diyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

'İşte bugünden itibaren biz yeni bir sayfa açmak, o sayfayı da Kürt kardeşlerimle birlikte doldurmak, o temiz sayfayı şiddetten koruyup, barışın, kardeşliğin sayfası yapmak istiyoruz. Biz, 10 yıl boyunca yaptıklarımızı Kürt kardeşlerimizin başına kakacak bir parti, böyle bir hareket asla değiliz.

Biz Kürt kardeşlerimize karşı yüzlerce adım attık. Şimdi artık bu yeni dönemde Kürt kardeşlerimin bizlere karşı bir adım atmasını bekliyoruz. Kürt kardeşlerimin 'Yeter artık' diyerek teröre karşı cesaretle seslerini yükseltmelerini bekliyoruz. Yeniden Kürt kardeşlerimizle birlikte yol haritasını çizmek, bu ülkede kardeşliği, Kürt kardeşlerimizle birlikte yüceltmek istiyoruz.'

-'(İnadına kardeşlik) diyorum'-

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

'Biz hepimiz aynı kıbleye dönüyoruz. Biz hepimiz aynı çatının altındaki, aynı sofranın etrafındaki, bir elin parmaklarıyız, bir ailenin fertleriyiz, biz kardeşiz.

Terör örgütünün 30 yıldır uyguladığı şiddet Türkiye'ye zarardan başka hiçbir şey getirmedi. Kürt kardeşlerimin oylarını alarak Meclis'e gelen siyasetçiler, öfkenin, şiddetin, ayrımcılığın dilinden başka dil kullanmadı.

Ben bugün bir kez daha kardeşliğin diliyle konuşuyorum. Gelin bu sorunları birlikte çözelim. Gelin bu sorunları şiddete teslim olarak değil, siyasetle çözelim. Gelin bu sorunları teröristlerle kucaklaşmak suretiyle çözeceğini zannedenlerle beraber değil, sizinle kucaklaşanlarla beraber çözelim. Onun için bugün hiç usanmadan, bıkmadan, yorulmadan tekrar ediyorum. 'İnadına demokrasi' diyorum, 'inadına barış' diyorum, 'inadına kucaklaşma' diyorum, 'inadına kardeşlik' diyorum.'

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'IMF'ye şu anda borç 1,3 milyar dolar. Nisan'da bitiriyoruz, Nisan'da inşallah sıfırlıyoruz. Yatırımlar yoğun bir şekilde devam ediyor ve şimdi IMF ile teknik müzakereleri yapıyoruz. IMF'ye 5 milyar dolar borç vereceğiz' dedi.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, ekonomik alanda 10 yılda ülke içinde tesis ettikleri istikrarın ortada olduğunu söyledi.

'Göreve başladığımızda, Türkiye'nin milli geliri neydi biliyorsunuz, faiz uygulamaları neydi biliyorsunuz' diye konuşan Başbakan Erdoğan, ekonomide kararlı bir tutum izlediklerini belirtti.

Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

'Milli gelirimiz göreve geldiğimizde 230 milyar dolardı, şimdi 774 milyar dolar 2011 sonu itibarıyla. Tedbirleri milletimizle birlikte paylaştık, katbekat görüyorsunuz artıyor. 1993-2002 yılları arasında Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama büyümesi yüzde 3'tü. AK Parti dönemlerinde 2003-2011 yıllık ortalama yüzde 5,3'e çıktı. 2011 yılında küresel finans krizinin en ağır seyrettiği bir dönemde Türkiye yüzde 8,5 büyüyerek Çin'den sonra dünyada en hızlı büyüyen ülke oldu. Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 3,2 büyüme kaydettik. İkinci çeyreğinde yüzde 2,9'la yine pozitif büyüme içinde olduk. Bilinçli bir tercih olarak özellikle cari açığı düşürme gayreti ile bu yılın dördüncü çeyreğinden itibaren inşallah yeniden yükselişe geçeceğiz ve büyüme oranlarında hedefimizi vuracağız. 2013-2014'te büyüme hedefimiz inşallah yüzde 5. Bunu da yakalacağız. Kişi başına milli gelir, 2002 yılında 3 bin 500 dolardı, bugün 10 bin 500 dolar. 2002'de 59 milyar lira olan toplam yatırım tutarı 2011'de 283 milyar liraya ulaştı. Enflasyon neydi yüzde 30, şu anda ağustos ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 8,9 seviyesinde. Esnafın Halk Bankası'ndan kullandığı kredinin faiz oranı 2002'de yüzde 47'ydi, bugün yüzde 5. Buralara çektik. Faizle zulmeden onlar ama şimdi bu zulüm yok.'

İhracatta tüm zamanların, Cumhuriyet tarihinin rekorlarını elde ettiklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, 2002'de 36 milyar dolar olan ihracat rakamlarının 2011 sonunda 135 milyar dolara ulaştırdıklarını söyledi. Erdoğan, şu anda da bu rakamın 144 milyar dolar olduğunu bildirdi.

-'Kardeşlerim yüzde 61,5 nire, 22 nire'-

2002'de yüzde 10,4 olan işsizlik oranını 2011 yılında yüzde 9,8'e kadar çektiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

'Devletin borçlanma faizi neydi? Yüzde 63. Şimdi bu 8,5'a falan düştü. Turizm gelirlerimiz 8,5 milyar dolardan 23 milyar dolara kadar yükseldi. Ülkemize gelen turist sayısı 2002'de 13 milyondu, 2011'de 31,5 milyon turiste ulaştık. Merkez Bankamızın rezervi neydi 27,5 milyar dolardı. Bugün 110 milyar dolara ulaştık. 'IMF, IMF, IMF' diyorlar değil mi? Biz geldiğimizde IMF'ye olan borç 23,5 milyar dolardı. Kimdi iktidarda, DSP-MHP-ANAP. 23,5 milyar dolarla devraldık. IMF'ye şu anda borç 1,3 milyar dolar. Nisan'da bitiriyoruz, Nisan'da inşallah sıfırlıyoruz. Yatırımlar yoğun bir şekilde devam ediyor ve şimdi IMF ile teknik müzakereleri yapıyoruz. IMF'ye 5 milyar dolar borç vereceğiz şimdi borç. Türkiye burada. Borçlanmada hazine tarihinin en düşük seviyelerine ulaştık. Borçlanma faizleri hızla düştü. Borçlanma vadeleri uzadı, kamu net borç stokunun milli gelire oranı biz görevi devraldığımızda yüzde 61,5'du. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? Yüzde 22. Kardeşlerim yüzde 61,5 nire, 22 nire'

-'Trafiğe kayıtlı araç sayısı 2002'de 8 milyonken, şu anda 16 milyon'-

Ekonomideki bu gelişmeleri hızla devam ettireceklerini ifade eden Başbakan Erdoğan, salonda dağıtılan kitaplarda ekonomi alanındaki gelişmelerin yer aldığını hatırlattı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

'Onun için bazı örnekler daha vereceğim, refah göstergesi ile ilgili olarak muhalefet bazı çılgınlıklar yapıyor. Diyor ki 'Ne olmuş, kalkınma olmuş? Göstersinler' diyor, göstereyim. Bakınız 2002 yılında Türkiye'de bir yıl içinde toplam 91 bin adet otomobil satılmıştı, 2011 yılında tüm zamanların rekorunu elde ettik. Bir yıl içinde 594 bin adet otomobil satışı gerçekleşti. Şu anda trafiğe kayıtlı araç sayısı 2002'de 8 milyonken, şu anda 16 milyon. 2002 yılında yine 1 milyon 88 bin adet buzdolabı satılmışken, 2011 yılında bu ikiye katlıyor ve 2 milyon 193 bin buzdolabı satılıyor. Nereden nereye. Aynı şekilde, 2002 yılında 824 bin adet çamaşır makinası satılırken, şu anda iki katın üzerinde, 1 milyon 949 bin adet çamaşır makinası satılıyor. Demek ki satın alma gücü artıyor ve benim halkımda ya yeniliyor veya yoksa alıyor. Türkiye ekonomisini güven ve istikrar üzerine bu hale getirdik, getirmeye devam edeceğiz.'

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, parti tüzüğü gereği büyük kongrede son kez genel başkanlığa aday olduğunu belirterek, 'Yetki verilirse, Allah izin verirse 3 yıl partimin başındayım. Ardından, partimin vereceği sorumlulukları yüklenerek, o alanlarda görev ifa edeceğim' dedi.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, bu kongrede aralarına yeni arkadaşların katılacağını, Merkez Karar Yönetim Kurulu'nun bu arkadaşlarla daha güçlü hale getirileceğini söyledi.

'Omurga korunuyor, hücreler tazeleniyor' diyen Erdoğan, yepyeni bir Merkez Karar Yönetim Kurulu, Merkez Yürütme Kurulu, disiplin kurulu ve parti içi disiplin kuruluyla bu süreci devam ettireceklerini kaydetti.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

'Ben tüzüğümüz gereği bu büyük kongrede son kez genel başkanlığa aday oluyorum. Yetki verilirse, Allah ömür verirse 3 yıl partimin başındayım. Ardından partimin vereceği sorumlulukları yüklenerek, o alanlarda görev ifa edeceğim. Allah ömür verirse, bu can bu bedende olursa inşallah farklı görevler, unvanlar altında yine bir, beraber olacağız. Milletimizin hizmetinde olacağız. Partim bana 'Ağrı'ya git' dedi, Ağrı'ya gideceğim, 'Edirne'ye git' dedi Edirne'ye gideceğim, 'Hatay'a git' dedi Hatay'a gideceğim. Şurada konferans, burada konferans. Ne derse yine onu yapacağım. Çünkü biz bu terbiyeyi böyle aldık.'

-'Ben hepinizden razıyım...'-

Tüm parti teşkilatından helallik dileyen Erdoğan, şöyle devam etti:

'Ben hepinizden razıyım, hepinize hakkımı helal ediyorum. Sizlerin de benden, arkadaşlarımdan razı olmanızı diliyor, hepinizin haklarınızı helal etmenizi temenni ediyorum. Bu dava yolculuğu içinde, bu hareket içinde gönlünü kırdığım, üzdüğüm, zülfü yaresine dokunduğum kardeşlerim varsa haklarını lütfen bana helal etsinler. Bir kez daha bana sizler gibi yol arkadaşları nasip ettiği için Rabbime hamd ediyorum. Yolumuz, bahtımız her daim açık olsun. Millete ve ülkeye hizmet yolculuğunda yeniden kavuşmak dileğiyle. Bizleri yalnız bırakmayan tüm misafirlerime de şahsım, milletim adına tekrar teşekkür ediyorum. Sizlerle yeniden kucaklaşmak dileğiyle, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun inşallah. 4. genel kurulumuz yeni bir dirilişe vesile olsun inşallah.'

-Helallik dilerken ayakta alkışlandı-

Bu arada Erdoğan, tüm teşkilatlardan helallik istediğinde salondaki herkes ayağa kalkarak, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı alkışladı.

Erdoğan'ın konuşması 2 saat 25 dakika sürdü.

Down sendromlu bir genç, Başbakan Erdoğan'la tokalaşıp fotoğraf çektirdi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, engelli gence protokol bölümünden ayrılana kadar koluna girerek eşlik etti.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, '(Suriye politikası)Rusya'ya, Çin'e bunun yanında İran'a sesleniyoruz. Lütfen şu ana kadar olan tavrınızı tekrar gözden geçirin. Bu zalim yönetimlerin yanında olanları tarih affetmeyecektir' dedi.

AK Parti'nin 4. Olağan Büyük Kongresi'nde konuşan Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin dünyaya yayılmış 35 şehitliği bulunduğunu, batıda Almanya'dan, doğuda Myanmar'a kadar, güneyde Avustralya'dan en kuzeyde Sibirya'ya kadar Türkiye'nin şehitlerinin yattığını söyledi.

Bazılarının 'Sizin orada ne işiniz var?' diyerek, kendilerini eleştirdiğini ifade eden Erdoğan,'Bizim ecdadınız oralara ne için gittiyse aynı görevi ifa etmek için o yoldayız, onun için oralardayız. 4 kıtada şehitliği olan bir millete 'sizin Afganistan'da, sizin Somali'de ne işiniz var' demeye, böyle bir şeyi sormaya kimsenin hakkı olamaz ve o ecdada saygısızlık olur' diye konuştu.

Ecdadın at sırtında ulaştığı en uzak ülkelere, coğrafyalara ulaşmanın kendisi için boyun borcu olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

'İşte bugün AK Parti iktidarıyla bu ülke tarihinden gelen o ruh ve anlayışla dünya genelinde ihtiyaç sahibi mazlum, mağdur, imdat eden her millete, halka, ülkeye yardım götürmenin mücadelesi içindedir. Kızılay ile dünyanın ihtiyaç duyulan her yerinde varlık gösteriyoruz. TİKA ile kıtalara yayılmış ata yadigarı eserlere sahip çıkıyor, onları tamir ediyor, onları dünya mirasına kazandırıyoruz. İşte ta Mogadişu'ya gidiyoruz, Somali'deki kardeşlerimizin yardımına koşuyoruz. Okuluyla, hastanesiyle, alt yapısıyla, üst yapısıyla onlara da yardım elini sizin verdiğiniz vekaletle uzatıyoruz.'

-'Filistinli kardeşlerimize destek olmaya devam edeceğiz'-

Genel Başkan ve Başbakan Erdoğan, Filistin meselesine dünya kamuoyunun sessiz ve tepkisiz kaldığını belirterek, Türkiye'nin her alanda en güçlü şekilde Filistinli kardeşlerine destek olmaya devam edeceğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

'Cumhurbaşkanı değerli kardeşim Muhammed Mursi'nin liderliğinde Mısır'ın da katkılarıyla inanıyorum ki başta Gazze olmak üzere, Filistin'in tüm şehirleri, tüm Filistinli kardeşlerimiz rahat bir nefes alıyorlar ve çok daha fazla huzura kavuşmaları için elimizden geleni yapacağız. İsrail'in bölgede uyguladığı devlet terörüne karşı ilkeli ve kararlı duruşumuzdan asla taviz vermeyeceğiz. Akdeniz'de, uluslararası sularda insani yardım götüren gemilerimize saldıran ve 9 Türkü şehit eden İsrail bizden özür dilemedikçe, şehitlerimize tazminat ödemedikçe, Filistin üzerindeki ablukayı kaldırmadıkça İsrail ile ilişkilerimizi asla gözden geçirmeyeceğiz. Bunlar yerine getirilmedikçe ilişkilerimizde normalleşme mümkün olmayacaktır.

Kıbrıs ve Karabağ meselelerinde aynı şekilde proaktif çözüme zorlayan, barışı empoze eden ilkeli tutumumuzu sürdüreceğiz. Onun için Ermenistan, Ermeniler, onların yanında yer alanlar, içeride ve dışarıda fark etmezler, bilsinler ki Azeri kardeşlerimizin hakları yerine gelmedikçe bizim tutumumuzda da bir değişme olmayacaktır. Somali için başlattığımız girişimi, Pakistan, Afganistan Bosna-Hersek, Sırbistan girişimini, bölgesel işbirliği platformlarını, Birleşmiş Milletler'deki aktif girişimlerimizi en güçlü şekilde sürdüreceğiz. Medeniyetler İttifakı girişiminin eş başkanı olarak, nefret suçlarıyla, ırkçılıkla, medeniyetler arası çatışma girişimleriyle en etkili şekilde mücadele etmeye devam edeceğiz.'

-'Bir dine, hakaret etmek düşünce özgürlüğü kapsamında ele alınamaz'-

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan, konuşmasında son dönemlerde İslam dinine yapılan saldırılara değinerek, 'Bir dine, bir dinin mensuplarına, bir dinin kutsal değerlerine hakaret etmek, aşağılamak, asla ve asla düşünce özgürlüğü kapsamında ele alınamaz' diye konuştu.

'İslamafobiya bir insanlık suçudur. İslamafobiya bir nefret suçudur' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

'Hele hele sevgililer sevgilisi Peygamberimize hakaret etme cüretini gösteren, alçakça saldırıda bulunan bir zihniyete katlanmak asla bir özgürlüğe tahammül anlayışıyla tanımlanamaz. Aslında bu özgürlükçü bir anlayışa saygısızlıktır. Çünkü, inanç özgürlüğü bu değildir, düşünce özgürlüğü bu değildir, fikir özgürlüğü bu değildir. Tam aksine buna 'evet' diyenler düşünce özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü ayaklar altına almışlardır. Bu konuda bizler ulusal, uluslararası anlamlarda adımlarımızı atıyoruz. Dünya liderleriyle şahsım, dışişleri bakanım görüşmeler yaptılar, yapıyoruz ve bu işi dünya platformunda da çok farklı bir yere inşallah oturtacağız.

Müslümanlara, Müslümanların değerlerine yönelik alçakça saldırıları şiddetle kınıyoruz. Antisemitizmi insanlık suçu olarak değerlendiren Batı'nın, İslamafobiya karşısında sessiz kalmasını kabul edemeyiz. Batı dünyasında tırmanışa geçen İslam karşıtı söylemlere, buna paralel olarak tırmanan ırkçılığa karşı derhal önlem alınması, çok ağır yaptırımların getirilmesi hususunu bir kez daha altını çizerek söylüyorum.'

-'Ey Merkel, onun için adımını atmak zorundasın'-

Başbakan Erdoğan, Almanya'da başörtülülere karşı takınan tavrın kabul edilemeyeceğini, onları dışlama sebebi olarak bilbordlara yerleştirmenin hiçbir zaman inanç hürriyetine saygı olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, 'Ey Merkel, onun için adımını atmak zorundasın. Kendi içlerindeki sıkıntıları da biliyoruz, kendi aralarındaki bu konudaki sıkıntıları da biliyoruz, ama bu oy sandıklarında da kendilerine farklı döner' diye konuştu.

Fransa ve Almanya'da olduğu gibi İslam karşıtı söylemlerin arttığına dikkati çeken Erdoğan, 'Fransa'da geçmişte olduğu gibi, karikatür konularında aynı krizleri doğurmak isteyenler var. Burada da yine Fransa yönetimine bizler çağrımızı yapıyoruz. Adımlarınızı atmanız lazım, aksi takdirde Medeniyetler İttifakı'na zarar verirsiniz, bu medeniyetler çatışmasını getirir, biz medeniyetler çatışmasına karşıyız' diye konuştu.

Libya'da öldürülen ABD büyükelçisi ve elçilik görevlilerine yapılanlara da karşı olduklarını vurgulayan Başbakan Erdoğan, 'Çünkü, bizim dinimiz, İslam barış dinidir ve İslam Peygamberinin nelere maruz kaldığını biliriz ve onlara karşı olan davranış biçimini de biliriz. Onlar cahiller, onlar bilmiyorlar, bir gün öğrenecekler ve onların hidayetini, onların ıslahını isteyen bir Peygamberin ümmetiyiz. Temenni ederim ki insanlıkta bunu öğrenir' ifadelerini kullandı.

Erdoğan, İslam dinine karşı yapılanlara Müslümanların haklı tepkilerini ölçülü şekilde sergilemeleri gerektiğini dile getirdi.

-'Suriye'de bir zalim iktidar var, bu zalim iktidar halkını acımasızca katlediyor'-

Erdoğan, Suriye'deki gelişmelere de değinerek, 'Suriye'de bir zalim iktidar var, bu zalim iktidar halkını acımasızca katlediyor' dedi.

Suriye'deki rejimin şu ana kadar 30 bini aşkın Suriyeli'yi öldürdüğüne işaret ederek, '250 bini aşkın şu anda göç var, bunun 90 bine yakını şu anda misafirimiz. Biz, onları ağırlamaya devam edeceğiz, bir o kadar Lübnan'da var, toplamı Ürdün'de var. Biz, kardeşliğimizin gereğini yapacağız ve lojistik desteğimizi vermeye de devam edeceğiz, ama Rusya'ya, Çin'e, bunun yanında İran'a sesleniyoruz, lütfen şu ana kadar olan tavrınızı tekrar gözden geçirin. Bu zalim yönetimlerin yanında olanları tarih affetmeyecektir diyorum' diye konuştu.

Ana muhalefet partisi CHP'nin, Türkiye-Suriye dostluğunu geliştirmek için verilen mücadeleyi bir çelişki olarak sunduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

'Evet, 1945 öncesinde Hitler'e, Mussolini'ye, faşizme övgüler düzen, faşizmin savaşta yenilmesiyle birlikte aniden saf değiştiren, Stalin'e yaranmak için kendisine sığınan Azeri kardeşlerimizi infaz edileceklerini bildiği halde Stalin askerlerine teslim eden zihniyet, bu CHP zihniyetidir. Ana muhalefet partisi gitsin Filistinlilere soykırım uygulayan İsrail ile ilişkilerini gözden geçirsin. Ana muhalefet partisi gitsin, Türkiye'de terörü destekleyen rejimlerle işbirliğini gözden geçirsin. Ana muhalefet partisi gitsin, Türkiye'deki bölücü terör örgütünü, Filistin direnişine benzeten, Suriye rejimini gayrimeşru gören Sosyalist Enternasyonal'le ilişkilerini gözden geçirsin. Bunların dış politika vizyonu bu. Biz, kendi başbakanına hain damgasını vuran bu adamlarla nereye gidebiliriz. Affedersiniz abuk sabuk eline almış bir kitap parçası, onunla Başbakanı'na kalkıp saldırma cüretinde bulunan, yalan yanlış haberleri kullanan bu zatla nereye gidilir. Ben, bunu tazminata mahkum etmekten bıkmadım, bıkmayacağım. Durmadan tazminatta mahkum oluyor. Kayseri'de belediye başkanıma çok saldırdı, belediye bakanım da açtığı davaları hep kazandı, hep kazandı fakat bu bıkmadı gene iftira etti. Şimdi belediye başkanım da ana muhalefetin genel başkanından kazandıklarını Kayseri'deki kardeşlerime sucuk olarak dağıtıyor, sucuk olarak yediriyor.'

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 'Hangi parti bizimle burada bu işi halletmeye varsa biz onlarla da olsa yeni bir anayasayı oturur, konuşur, azami müşterekleri belirlemek suretiyle gerçekleştiririz ama asla masadan kaçan, çekilen olmayacağız' dedi.

Erdoğan, Ankara Spor Salonu'nda düzenlenen partisinin 4. Olağan Büyük Kongresi'nde, iktidarları döneminde yapılan icraatlar hakkında bilgi verdi.

Kadro tahsisinde de en fazla sayıyı öğretmenlere verdiklerini belirten Erdoğan, buna devam edeceklerini söyledi.

Türkiye'nin 81 ilinde hastanelerin modernleştiğini anlatan Erdoğan, bir yandan da artık 17 helikopter ambulans, 3 jet ambulansla hizmet verildiğini, tomografi ve ultrason cihazlarının 4 kat artırıldığını belirtti.

Vatandaşların bütün hastanelerden hizmete ulaşabildiğini, istediği eczaneden ilacını alabildiğini vurgulayan Erdoğan, sağlık planlarının şehir hastaneleriyle geliştirildiğini ifade etti.

Bölünmüş yollarda 20 bin kilometrenin aşıldığını, hızlı tren çalışmalarında da çalışmaların hızla sürdüğünü belirten Erdoğan, ulaşımda tarihi adımlar atıldığını dile getirdi. Erdoğan, Marmaray'ın gelecek yıl açılacağını, 3. köprü çalışmalarının sürdüğünü, Kanal-İstanbul Projesi'nin proje hazırlıklarının bitmek üzere olduğunu bildirdi.

-'Yassıada'yı demokrasi ve özgürlük adası yapıyoruz'-

Taksim Kışlası'nı kültür ve turizmin hizmetine sunacaklarını ifade eden Erdoğan, 'Artık Yassıada'yı yaslı ada olmaktan çıkarıp yanındaki adayla birlikte demokrasi ve özgürlük adası yapıyoruz. Proje hazır ve onun da atımı atılıyor' dedi.

Ankara'nın artık savunma sanayinin bir merkezi olacağını belirten Erdoğan, raylı sistemin Ulaştırma , Denizcilek ve Haberleşme Bakanlığı'na devredildiğini anımsatarak sürecin hızlandırıldığını söyledi. Erdoğan, Kızılay-Çayyolu ve Batıkent-Sincan metrosunun 2013, Tandoğan-Keçiören 2014'te devreye gireceğini bildirdi.

Erdoğan, İzmir'in de bu dönemde çok farklı projelere kavuşacağını dile getirdi.

Şehit yakınları ve gaziler için atılan adımlara da değinen Erdoğan, şehit yakınlarına tanınan istihdam hakkının 2'ye çıkarıldığını, Toplu Konut Kanunu kapsamına harp malullerinin tamamını dahil ettiklerini, şehit yakınları ve gazilerin toplu taşımadan ücretsiz yararlanmalarını sağlayacak adımları attıklarını söyledi.

Gıda ve tarıma 62 milyar dolara yaklaşan bir destek verdiklerini de belirten Erdoğan, çevre, orman, su çalışmalarında tarihi adımlar attıklarını kaydetti. Erdoğan, bin 128 baraj ve göleti tamamladıklarını, şu anda 179 sulama tesisiyle 11 milyon dekar alanı sulamaya açarak, sulanan araziyi 55 milyon dekara ulaştırdıklarını ifade etti.

Erdoğan, savunma sanayinde ve vakıf eserlerinde yapılan çalışmalardan da örnekler verdi.

-'Yeni anayasa konusunda kararlılığımız tam'-

Yeni anayasa konusunda kararlılıklarının tam olduğunu söyleyen Erdoğan, 'Türkiye'nin buna ihtiyacı var' dedi.

Parlamentoda 336 sandalyeye sahip olduklarını belirten Erdoğan, buna karşın CHP, MHP, BDP'nin de kendileri gibi 3'er üye verdiği bir komisyonla yeni anayasanın yapılmasını öngördüklerini anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:

'Bakın çoğunluğun azınlığa tahakkümünü istemedik. Derdimiz yeni bir anayasayı yapalım. Hepsi 3'er versin, yıl sonuna kadar bu işi yapalım. Şimdi oyalama yapılırsa, engelleme yapılırsa ne olacak? Ben diyorum ki hangi parti bizimle burada bu işi halletmeye varsa biz onlarla da olsa yeni bir anayasayı oturur, konuşur, azami müşterekleri belirlemek suretiyle gerçekleştiririz ama asla masadan kaçan, çekilen olmayacağız. Sonuna kadar tahammülle bu yolculuğumuzu devam ettireceğiz. Çünkü milletin iradesini en üst düzeyde yansıtacak yepyeni bir anayasaya şiddetle ihtiyacımız var. Kararlılığımız tam, kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, özgürlükleri esas alan, çeşitliliğe izin veren, çoğulcu, yeni bir anayasa hazırlanması konusunda mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.'

-'Aile kurumunu güçlendirdik'-

Önemli adımlar attıklarını, aile kurumunun güçlendirildiğini, kadınların güçlendirildiğini ifade eden Erdoğan, bu konudaki hassasiyetlerinin sürdüğünü söyledi. Kadınlara yönelik şiddet konusunda müsamahasız bir mücadele yürüttüklerini belirten Erdoğan, iş ve aile hayatına uyumları konusunda her türlü desteği verdiklerini ve bundan sonra da desteği sürdüreceklerini dile getirdi.

Engellilerimizin önündeki engelleri büyük ölçüde kaldırdıklarını aktaran Erdoğan, 'İlk defa engellilerle ilgili yasayı çıkarmak bize nasip oldu. Bununla da övünüyoruz' dedi

Erdoğan, 'Şehitlerimiz, gazilerimiz bize emanet, onlar için de elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. 'Sağlıkta önce insan' diyerek, 'herkes için sağlık' diyerek başlattığımız büyük yatırımlar ülkemizi çok ileri taşıdı. Kültür ve sanat değerlerimizi yeniden üretecek, gelecek nesillere aktaracak bir kültür politikasını, refah seviyesini yükseltmeye devam edeceğiz. Amacımız Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümünde inşallah dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde bir Türkiye' diye konuştu.

Kentsel dönüşüm çalışmalarını da süratle sonuçlandıracaklarını, kentleri tek bir aileye mağdur etmeden dönüştüreceklerini belirten Erdoğan, 'Halkımın desteğini bekliyorum. Beraber modern bir Türkiye'yi kuracağız. İnşallah 27 Ekim'de 16 olan büyükşehir sayısını 29'a çıkaracak yasal düzenlemeyle ilgili adımı atıyoruz. Atacağız' dedi.

Geleneksel ittifak ilişkilerini eşit ortaklık temelinde sürdüreceklerini ifade eden Erdoğan, 'Kim ne derse desin, biz barışı solumaya, eli kana bulaşmamış herkese el uzatmaya, gönlümüzü tüm dostlarımıza açmaya devam edeceğiz. Dünyanını neresinde olursa olsun halkın kendi iradesiyle ve çoğulcu siyaset yönünde gerçekleşen değişimlere bugüne kadar destek verdik, destek vermeye devam edeceğiz' diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''AK Parti'yi kurarken milletimize bir söz verdik, özellikle genç kardeşlerimize bir söz verdik; biz bizden öncekiler gibi koltuğa yapışıp kalanlardan olmayacağız dedik, biz gençlerin önünü açanlardan olacağız dedik. İşte bugün burada, bu büyük kongrede bu sözümüzün gereğini yerine getiriyoruz'' diye konuştu.

Erdoğan, partisinin Ankara Spor Salonu'nda yapılan 4. Olağan Büyük Kongresi'nde yaptığı konuşmada, 26 Mart 1999'da cuma günü Pınarhisar Cezaevi'ne doğru yola çıkarken evinin önünde toplananlara kısa bir konuşma yaptığını hatırlattı.

Konuşmasında bunun bir veda olmadığını söylediğini ifade eden Erdoğan, ''İnşallah dedim, bitmeyen şarkının besteleri içindeki bir estir, bir duraktır dedim. İnanıyorum ki esten sonraki notalar istikrar içerisinde, aydınlık yarınların Türkiye'sine, barışa, sevgiye, kardeşliğe giden yolda sizin bu sevginiz, sizin bu aşkınız, sizin bu sevdalarınızla bütünleşerek devam edecektir dedim'' şeklinde konuştu.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bundan 13 yıl önce cezaevine giderken evimin önünde yaptığım konuşma belki de bir temenniydi, bir hayaldi, bir arzuydu, bir duaydı. Rabbim, benim de, benimle birlikte 'amin' diyen kardeşlerimin de duasını kabul etti. Cezaevindeki bir molanın ardından bu durağın, bir esin ardından AK Parti'yi kurarak, barış için, millet için, hürriyet için mücadele verdik.

AK Parti'yi kurarken milletimize bir söz verdik, özellikle genç kardeşlerimize bir söz verdik; biz bizden öncekiler gibi koltuğa yapışıp kalanlardan olmayacağız dedik, biz gençlerin önünü açanlardan olacağız dedik. İşte bugün burada, bu büyük kongrede bu sözümüzün gereğini yerine getiriyoruz. Bu bir veda değil, bu bir estir, bir duraktır, bitmeyen şarkının notaları arasında bir moladır. Bu yorgunluğun molası değil, bir dinlenme değil, bir ilkenin, bir sözün bir vaadin yerine getirilmesidir. Bizim molamız dahi millet içindir. Vereceğimiz bu molada her ne şekilde olursa olsun, yine milletimizin hizmetinde olacağız. Partim bana, üç dönemi dolduran arkadaşlarıma hangi görevi verirse bir dava şuuru içinde onu yerine getireceğiz.''

-''Ailem, eşim, çocuklarım, beni affetsinler''-

Erdoğan, hayatının her safhasında millete hizmet davası ve sevdasının benliğinin önünde olduğunu belirterek, ''Ailem, eşim, çocuklarım beni affetsinler. En önce onlardan helallik diliyorum. Kimi zaman dava uğruna, millete hizmet sevdası uğruna onları dahi ihmal ettiğim dönemler oldu. Sevgili anacağımın, o anarşinin en hızlı olduğu dönemlerde gece yarılarında eve döndüğümde balkonda beni beklediği anları unutamıyorum. O bizi beklerdi, biz ise duvarlara afişlerimizi yapıştırır, yazılarımızı yazar oralardan dönerdik. Onların dualarıyla bugünlere geldik'' diye konuştu.

Davalarında hiç bir zaman bencilliğe, makam, paye, rütbe hırsına yer olmadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Üstad Necip Fazıl'ın ifadesiyle, kim var diye seslenilince sağına ve soluna bakmadan fert fert ben varım cevabını vereceği bir dava ahlakına sahip olduk. İnşallah bu dönem zarfında da Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı, AK Parti'nin Genel Başkanı olarak milletime, ülkeme hizmete devam edeceğim. Ardından tüzüğümüz gereği biz kenara çekilecek, başka görevler üstlenecek, yerlerimizi, makamlarımızı arkadaşlarımıza bırakacağız.

Bir kere şunu herkes çok iyi bilsin, bu dava içinde, bu davayı omuzlayacak, binbir başlı kartalı omuzlanıp götürecek çok sayıda arkadaşlarımız var. Hiç endişeniz olmasın bu dava yerde kalmaz. 'Kim var?' denildiğinde sağına, soluna bakmadan 'ben varım' diye öne çıkacak nefsini, benliğini, şahsi beklentilerini bir kenara koyup, kendini bu davaya, bu harekete adayacak nice arkadaşlarım var. Ben çok ümitvarım. AK Parti bir siyasi parti olduğu kadar bir okul oldu hamd olsun. AK Parti 11 yıl içinde nice genç, siyasetçi, yeni siyasetçi yetiştirdi. Bugünkü kadroyu hiç ama hiç aratmayacak, zamanın ruhunu yakalamış, milletine sevdalı, ülkesine aşkı nice arkadaşım inanıyorum ki dava taşını yeri geldiğinde gediğine koymak için canhıraş çalışacak. Bu davada nifak olmaz. Olmamalıdır. Bu davaya fitne, fesat sirayet edemez. Ne manşetler, ne karanlık senaryolar bu davanın içine ikilik sokamaz. Her birimiz aramıza sızmaya, aramıza nifak sokmaya, bizi birbirimize hasım gibi, rakip gibi göstermeye çalışan karanlık çevrelere karşı çok ama çok dikkatli olacağız. Biz manşetlere karşı şerbetliyiz. Biz manşetlerle çarpışarak, vuruşarak bugünlere geldik. 'Muhtar bile olamaz' dediler. Onların nasıl bir hesabı varsa, milletin de Allah'ın da bir hesabı vardır.''

Sonuçta galip gelenin millet olduğunu, Allah'ın hesabının tuttuğunu ifade eden Erdoğan, ''Allah'ın takdiri neyse o olur. Bugün de bizim aramıza nifak sokmak için atılan her manşet, bizi birbirimize düşürmek için yazılan her yorum, aramıza fesat sokmak için yapılan her girişim milletin ve Rabbimin tuzağında eriyip gidecektir'' diye konuştu.

Tevazuyu hiçbir zaman elden bırakmadıklarını kaydeden Erdoğan, şahısların gelip geçici, kalıcı olanın ise eserler olduğunu belirtti.

-Kurtulmuş ve Soylu, salona takdim edildi-

Bir süre önce AK Parti'ye katılan Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu salona takdim edilirken, kongreye CHP, MHP ve BDP'den temsilci katılmaması dikkati çekti.

Kongreye katılan siyasi parti temsilcileri ise şunlar: Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları Hasan Bitmez ve İlyas Tongüç, BBP Genel Başkan Yardımcısı Metin Gündoğdu ve BBP Genel Sekreteri Üzeyir Tunç, DP Genel Sekreteri Baki Mert, DSP Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Ertürk.

Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilci gönderdiği kongrede, TOBB'u Genel Başkan Yardımcısı Murat Yalçıntaş temsil ederken, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, MÜSİAD Başkanı Nail Olpak ve TUSKON Başkanı Rızanur Meral salondaki yerini aldı.


BİZİ TAKİP ET!

Çok Okunanlar